K a
  Katılım

Türkiye'nin Kafkasya politikası mercek altında...

Abhazya'nın Dostları girişiminden Sezai Babakuş'un 26 Mayıs 2008 tarihinde Turkish Daily News ve Referans gazetelerinde yayınlanan röportajının tamamı aşağıdadır

-Türkiye'nin Kafkas politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? AKP Hükümeti döneminde bu politikada ne gibi değişimler yaşandı?

- Türkiye'nin kendi için ve kandine özgü bir Kafkasya politikası olduğunu sanmıyorum. Daha çok ABD'nin bölge politikalarına angaje olduğunu, onun dışında sadece "Türki" unsurlara yönelik, Türk milliyetciliğinin etkisi ile "marjinal" politikalar geliştirdiğini söyleyebiliriz. Nasıl ki Irak'ta genel ABD politikaları yanısıra Türkmenleri merkez alan özel politikalar geliştirildiyse, Kafkasya'da da yine ABD'nin Gürcistan öncelikli politikaları yanısıra Azeriler, Mesketler, Karapapaklar, Balkarlar, Karaçaylar gibi "Türki" unsurlar merkez alınarak özel politikalar geliştirilmeye çalışıldı. Her iki yanıyla, bir "ülke politikası"ndan ziyade, küresel rekabette ABD yanında, bölgesel rekabbette ise Türk milliyetçiliği hattında, çelişkili ve zaaflarla dolu bir "paradoksal politika"dan sözedilebilir. Bunun sonucunda, nasıl ki Irak'ta Kürtleri yok saydığınızda Türkiye'deki Kürtleri rencide ediyorsanız, Kafkasya'da da Çerkesleri (Abhazları ve Adigeleri) yok sayarak Türkiye'deki milyonlarca Çerkesi rencide ediyorsunuz. Aslında bu, Türklüğü asal alan iç politikanın dışa yansıması. İç politikadaki zaaflar dış politikaya da yansıyor. Oysa Türkiye'nin yakın bölge politikasını, Osmanlı'dan devraldığı çokkültürlülük mirası üzerinde kurması ve geliştirmesi beklenirdi.

AKP iktidarı Kafkasya politikasında hiçbir değişiklik yaratmadı. Aksine Gürcistan'a daha fazla ekonomik, politik ve askeri destek veren bir tutum geliştirdi. Tüm itirazlarımıza ve uyarılarımıza rağmen bu destek artarak devam ediyor. Gürcistan'ın Abhazya'ya karşı kullandığı silahların önemli bir kısmı, Türkiye'nin hibe ettiği silahlardan oluşuyor. Türkiye Gürcü ordusuna şimdiye kadar 60 zırhlı araç, iki helikopter, devriye botu, değişik çap ve marka silah ve bunlara ait mermiler, el bombası, mayın, uydu haberleşme sistemleri ve çok sayıda arazi taşıtı hibe etmiş. Ayrıca yakın tarihte verilmek üzere iki çıkarma gemisi, bir mayın tarama gemisi, değişik tonajda devriye gemileri, hücumbot, 100'e yakın zırhlı araç hibe anlaşması yapılmış. Böyle bir durumda acaba Türkiye'deki Abhazların ve diğer Çerkeslerin ne düşünmesi, ne hissetmesi gerekir?.. Türkiye'yi yönetenlere saygılarımızı sunuyoruz.

-Türkiye'nin özelde Gürcistan ile ilişkileri konusundaki görüsleriniz nelerdir? Saakasvili iktidarı ve Tiflis-Bakü-Ceyhan boru hattının bu ilişkideki etkileri nelerdir?

-Türkiye'nin Gürcistan ile ilişkileri bölgedeki dengeleri ve istikrarı tehdit etmekte ve yeniden savaş riski yaratmaktadır. Gürcistan 1992'de Türkiye'den aldığı siyasi destekle Abhazya'ya saldırdı. Bu siyasi desteğe ekonomik ve askeri destek ekleniyor. Ve Gürcistan yeniden sınıra askeri yığınak yaparak Abhazya'yı tehdit ediyor. Şunu açıkça belirtmeliyim ki, orada çıkacak yeni bir savaşın en büyük vebali Türkiye'nin olacaktır. Ve Türkiye'de yaşayan Çerkesler bunu unutmayacaktır.

Türkiye'nin Gürcistan'la ilişkilerini belirleyen çok yönlü etkenler vardır. Saakaşvili'nin, Türkiye'nin de içinde yer aldığı ABD-NATO hattına angaje olması, petrol boru hatları meselesi, bölgenin stratejik önemi vs. Bu kadarını anlıyoruz da, bunun neden barışçıl ilişkiler galiştirmek yerine savaş kışkırtıcılığına dönüştürüldüğünü anlamakta zorlanıyoruz. Türkiye neden Gürcistan'a barış ve itidal çağrısı yapmak yerine silah vererek Abhazya'ya karşı kışkırtıcı rol üstleniyor?.. Bu, Türkiye'nin kuruluşunun temelini oluşturan "Yurtta sulh, Cihanda sulh" söylemine aykırı değil mi?...

Türkiye'nin; 1- Türkiye'deki Abhaz toplumuna yönelik tutumu 2- Gürcistan-Abhazya gerilimi karşısındaki tavrı özetle nedir?

-Türkiye, Gürcistan'ın Abhazya'ya yönelik saldırgan politikalarına açık destek vererek Türkiye'deki Abhaz ve Adige toplumunu (en hafif değimi ile) öfkelendirmektedir. Türkiye, Gürcistan'ın yıllardır Abhazya'ya karşı uyguladığı acımasız ambargonun en ateşli destekleyicisi oldu. Türkiye'den Abhazya'ya doğrudan ulaşımı sağlayan Trabzon-Sukhum deniz hattı 1995'de kapatıldı ve hala açılmadı. Abhazya'ya insani yardım sağlama ve ulaştırma çabalarımız engellenmek, turistik gidiş-gelişlerimiz daha imkansız kılınmak istendi. Türkiye'deki toplumumuzun Abhazya'ya sahip çıkma çabaları engellenmek istendi. 1992'den beri Türkiye'yi yöneten zihniyetler, toplumumuzun Türkiye'ye olan güvenini, inancını sarstılar ve çok ağır bir sorumluluk altına girdiler. Son iki haftadır Gürcistan yönetimi Abhazya'ya yönelik tehditlerini atrırdı. Abhazya sınırına askeri yığınak yaptı, casusu uçaklarıyla Abhazya hava sahasını taciz etmeye başladı. Tün bu gelişmeler Türkiye tarafında da bilinmekte ve izlenmekte. Türk dışişlerinin bu konu hakkında bir açıklaması olmadı.

Rusya ile Gürcistan arasında özellikle Saakasvili iktidarının ardından giderek artan bir gerilim yaşanıyor. Bu gerilim, en son Gürcistan'ın NATO üyeliği (Kosova'nın bağımsızlığı-Abhazya'nın konumu) ile iyiden iyiye arttı. Hatta Gürcü yönetimi, Moskova ile savaşın eşiğine geldiklerini dahi belirtti;

1- Bu gerilimin sonu nereye varır? 2- Sonuçları, hem Gürcistan hem Rusya ve hem de Abhazya ne olur? 3- Türkiye, bu durumdan nasıl etkilenir?

-Bu gerilimin sonunun ne olacağı gerilimi yaratan Gürcistan yönetimine bağlı. Umarız yeni bir savaşın başlangıcı olmaz. 1992'de yaşanan savaş sadece Abhazya halkına değil Gürcistan halkına da büyük açılar yaşattı. Bu nedenle, Gürcistan'ın aklı selim kamuoyunun barışı isteyen güçlü bir inisyatif ortaya koyacağına inanıyoruz. Aksi halde hepimizin canı yanacak. Abhazya halkı açısından seçenek tektir; Abhazya'yı savunmak. Saldırgana karşı kendini korumaya meşru müdafa deniyor. Ve Abhazya meşru müdafa hakkını kullanmakta tereddüt etmeyecektir.

Gürcistan'ın, ABD ile Rusya arasında yeni bir "vekil savaşı" sahası haline geldiğine ilişkin tespitler de bulunuyor. Bu tespitlerde, Abhazya'nın durumu ve Rusya ile ilişkileri de sıklıkla dile getiriliyor. Siz bu tespite katılıyor musunuz? Neden?

-Biz meseleye şöyle bakıyoruz; bir yanda Abhazya'nın tarihsel, siyasal ve hukuksal haklarını kullanma talebi, öte yanda uluslararası güç dengeleri, stratejik hesaplar, çıkar çatışmaları, uluslararası rekabet oyunları vs. Abhazya'nın haklarını yok sayarak, oldu bittilerle Gürcistan'a katma girişimleri ne uluslararası hukuka, ne insan haklarına, ne demokrasiye ne de adalete sığmaz. Sığmadığı için de mümkün olmaz. Gürcistan yönetimi bu gerçeye saygı duymalı ve Abhazya'yı fethedilecek bir toprak parçası olarak değil, iyi komşuluk ilişkileri geliştireceği dost bir ülke olarak görmelidir. Gürcistan yönetimi, uluslararası çıkar çekişmelerinin oyuncağı olmak yerine Abhazya ile sorunlarını barış yoluyla çözmeye yönelirse hem kendi halkı için hem de bölgede yaşayan tüm halklar için refahın önünü açar.

Abhazya ve Ahbaz halkı açısından durum son derece açık ve nettir; Abhazya 5.000 yıllık bir kültürün, 1.500 yıllık bir devletin, 90 yıllık bir cumhuriyetin mirası ve devamıdır. Son 200 yıldır savaşlarla ve sürgünlerle yaralanmış Abhaz halkı, şimdi yaralarını sarmak, haklarını geri almak ve geleceğini -özgür iradesiyle- kendisi belirlemek istiyor... Abhazya halkı ve devleti, tüm dünya halklarından ve devletlerinden bağımsızlığının tanınmasını ve desteklenmesini bekliyor… Barış için, özgürlük için ve adalet için bunu istiyor.